www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws       www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

IRAKTA TURKMENLERIN DURUMU - KERKUK'un sesi - Blogcu

KERKUK'un sesi

• 15/10/2006 - 37 YIL SONRA ATESDEN BIR KERKUK

37 yıl sonra ateşten
bir Kerkük buldum

1959-2003 yılları Kerküklüler için kara bir tarih. Bu yıllar arasında yüzlerce Kerküklü aydın katledildi, binlercesi hapsedildi. Saddam'ın devrilmesinden sonra Kerkük'e girebilen aydınlardan biri olan Dr. Nefi Demirci o günü "37 yıl sonra doğduğum şehre girmiştim; ama gökyüzündeki kızıl ateşi görünce içime ateşler düştü. Adeta yalpalayarak dolaştım sokaklarda" diye anlatıyor.

1926 yılında İngiltere ile yapılan Ankara Antlaşması'yla Irak'a devredilen Kerkük, aradan geçen 79 yılın ardından yeniden sıcak bir gündemin içinde. Kerkük'te nüfus yapısına müdahale edilmesi üzerine Türkiye'deki Kerkük'lü aydınlar Lozan görüşmelerinde 'Türkiye, Kerkük ve Musul' havalisinde plebisit yapılması teklifinde bulundu. Ancak İngiltere teklifi reddetti. Sorun İngiltere tarafından Milletler Cemiyeti (MC)'ne havale edildi. MC, İngilizlerin güdümündeydi. Mesele ne Lozan'da ne de MC'de çözüldü. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni yeni bir savaşın içerisine sokmak istemeyen yöneticiler, Misak-ı Milli sınırları içinde mütalaa edilen Kerkük ve Musul'u 1926'da İngiltere ile yapılan Ankara Antlaşması'yla Irak'a devrettiler. Türkiye, 25 yıl süreyle Irak petrollerindeki hakkından 500 bin İngiliz sterlini karşılığında feragat etti.Irak'ın kuvvetli adamı Bekir Sıtkı Paşa 1937'de federasyon girişimi için Türkiye'ye gelirken Musul'da korumalarıyla birlikte İngiliz ajanları tarafından öldürüldü. Bekir Sıtkı Paşa'nın katilleri bulunamadığı gibi Türkiye taraftarı Başbakan Hikmet Süleyman istifa ettirildi ve tutuklandı. Hikmet Süleyman'ın 1930'larda defalarca Ankara'ya giderek Atatürk ve İnönü ile Türkiye ve Irak'ın bir federasyon içinde birleşmesi konusunu görüştüğü biliniyor. Bekir Sıdkı Paşa, işte bu federasyon için son noktayı koymak üzere Ankara'ya hareket ederken Musul'da öldürüldü.

Kerkük'lüler yalnızlığa terkedildi

Kerkük, 50 yıldır Türkiye gündeminden düşmedi. 1959'daki katliamın ardından Kerkük'te yaşamak zorlaştı. Türkmenler Türkiye taraftarı olmakla suçlanıp sıkı bir kontrol altına alındılar. Baas Partisi'nin iktidarı ele geçirmesinin ardından Kerkük ve havalisinde şartlar daha da sertleşti. Saddam'ın 1970'de bir darbe ile başa geçmesiyle birlikte Kerkük'teki nüfus dengesini bozma girişimleri hızlandı. Binlerce Kerküklü yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. 1950'lerde okumak için Türkiye'ye gelen Kerkük'lüler, Baas rejiminin baskıları nedeniyle Irak'a gidemediler. 1918-1923'de Osmanlı vatandaşı, 1923-1926 arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve vergilerini ödeyen Kerkük'lüler Ankara Anlaşması ile kaderlerine terkedildiler.

Yüzlerce aydın katledildi

1959-2003 yılları Kerkük'lüler için kara bir tarih. Bu yıllar arasında yüzlerce Kerkük'lü aydın katledildi, binlercesi hapsedildi. Bugün Irak dışında Kerkük diasporasında yaşayan yüzlerce ünlü isim var. Ünlü Vali Lütfi Kırdar'dan, Genelkurmay İstihbarat eski Başkanı General Abdurrahman Ergeç'e, Reha Muhtar'ın babası Prof. Cemal Muhtar'dan Av. Enver Yakupoğlu'na, Dr. Nefi Demirci'den, Sanat tarihçisi Prof. Suphi Saatçi'ye, Prof. Mahir Nakip'den, Gazi Üniversitesi eski Rektörü Prof. Enver Hasanoğlu'na, Kültür Bakanlığı eski müsteşarı Acar Okan'dan, ünlü sanatçı Abdurrahman Kızılay'a, tiyatrocu İsmet Hürmüzlü'den, Profesör Salih Neftçi ve Prof. Kerim Türkmen'e kadar pek çok Kerkük'lü Türkiye'de yaşadı. Mülteci hayatı süren Kerküklüler Baas rejiminde anne-babalarının cenazelerine bile gidemediler. Saddam'ın devrilmesinden sonra Kerkük'e girebildiler. ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından yine Kerkük'ün nüfus yapısıyla oynandığı ortaya çıktı. Çok zengin petrol yataklarının bulunduğu Kerkük'te silahların gölgesinde yapılan seçimler de tartışmalara neden oldu.

Baas'tan Turancılık suçlaması

Dr. Nefi Demirci, Kerkük'lülerin önemli isimlerinden biri. Halen Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Başkanı olan Dr. Demirci 1934'te Kerkük'ün Musalla semtinde dünyaya geldi. Dedesi Hıdır Lütfi bir Osmanlı subayı. İstiklal Harbi'nde de yaralanan Hıdır Lütfi, Mevlana'nın soyundan, 1045'de Konya'dan Kerkük'e gelen Şeyh Kemal'in ailesinden geliyor. Şair Hıdır Lütfi, Türkiye'de subay olan oğluna yazdığı bir mektup nedeniyle, 1938'de "gizli teşkilat kurmak" ve "Turancılık" suçlamasıyla hapsediliyor. Önce idam cezasına mahkum ediliyor, sonra müebbet hapse çevriliyor, 4 yıl yattıktan sonra serbest bırakılıyor. Arap Milliyetçiliği temelinde yarı sosyalist ve totaliter bir ideoloji içeren Baas Partisi, Kerkük'lü aydınları 'Turancılık' ve 'Türkiyecilik' ile yaftalamış hep.

İlk, orta ve lise eğitimini Kerkük'te tamamlayan Nefi Demirci, 1953'de İstanbula gelerek Tıp okudu. Bir süre Kerkük'te çalıştıktan sonra 1967'de Türkiye'ye yerleşti. 1996'ya kadar İstanbul Araştırma ve Eğitim Hastanesi'nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Dr. Demirci 1967-2003 yılları arasında zorunlu bir sürgünlük yaşamış. Baas rejimi Dr. Demirci'nin Kerkük'e girmesini yasaklamış. Amcasının oğlu Dr. Rıza Demirci de, Necdet Kocak, Adil Şerif, Abdullah Abdurrahman ile birlikte 1980'de Saddam rejimi tarafından katledilmiş.

Ailemiz darmadağan edildi

Kerkük'te Baas rejiminin zulmünü anlatan Dr. Nefi Demirci, "Amca oğlum Rıza Demirci, 1980'de Saddam'ın gizli polisi tarafından gözaltına alındı. Orman Bakanlığı'nda müsteşardı, Orman Fakültesi'nde de hocaydı. Cesedine bile ulaşamadık. Ailemiz darmadağın edildi. Ailece çok baskılar yaşadık, acı günler gördük" diyor.

"1978'de babamı kaybettim. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı idim. Irak Büyükelçiliği'ne başvurdum cenazeye gitmek için. Bana 'resmi bir mihmandar ile birlikte gidersen izin veririz' dediler. Kabul etmedim" diyen Demirci, "2003'te Kerkük'e gittim. 37 yıl sonra doğduğum şehre girebildim. O günü anlatamam. Gökyüzündeki kızıl ateşi görünce içime ateşler düştü. Adeta yalpalayarak dolaştım sokaklarda. Aile mezarlığımızı ziyaret ettim. 600 senelik aile kabristanımız tahrip edilmiş. Sadece bizimki değil, Türkçe yazılı diğer mezar kitabeleri de yok edilmişti" şeklinde konuşuyor.

Saddam Kerkük'le çok oynadı

2003'te Kerkük'e giden Dr. Nefi Demirci, 37 yıl önceki Kerkük'ün değiştiğini gözlemlediğini belirterek şöyle konuşuyor:

" Kerkükte yaşadığım dönemde, az sayıda Arap vardı. Pazarlara gelir, getirdikleri mahsülleri satarlardı, öyle tanıyoruz. İlkokulda bizim sınıfımızda hiç Kürt çocuğu yoktu. Ortaokulda tek tek vardı. Lisede de parmakla gösterilecek kadar azdı. Sokakta çarşıda pazarda Kürtçe konuşan yoktu. Az sayıda olan Kürtler bile Türkçe konuşurlardı. Kürtler daha çok inşaatlarda çalışmak, hamallık yapmak üzere gelirlerdi. Yerleşik bir Kürt hayatından bahsedilemezdi. Son gittiğimde stadyumlara, sokaklara çadırlar ve barakalar kurulmuş. Başka bir Kerkük'tü. Adeta bir Kürt şehri görünümündeydi. Bu insanlar gündüzleri Kerkük'te yaşıyorlar, geceleri ise kayboluyorlar, çünkü Kerkük dışındaki evlerine gidiyorlar. Saddam özellikle birinci körfez savaşından sonra Kerkük'ün demoğrafik yapısını bozmak için çok uğraştı, bedevi Arapları getirdi, araziler verdi, maaş bağladı. Ama olmadı. Bu süreçte Kerkük'ten 130 bin civarında insan göçtü, bunun ezici çoğunluğu Türk'tür. Kerkük ve havalisinden Kürtlerden göç edenlerin sayısı 5 bini geçmez. Nereden çıktı bu 350 bin Kürt göç ettirildi hikayesi.

Türkmenler seçime katılmamalıydı

Seçimlerde kamyonlarla insanlar Süleymaniye'den, Erbil'den gelip Kerkük'te oy kullandılar. Sonra dönüp oralarda da oy kullandılar. ABD'nin yardımıyla oldu bütün bunlar. Telefar ve Musul'da da benzer hadiseler yaşandı, sandıklar verilmedi. Telafar'de 400 bin, Musul'da 100 bin Türkmen yaşıyor. Bence Türkmenler bu şartlarda seçimlere katılmamalıydılar. Türkiye bu konuda doğru davranmadı, Türkmenleri seçime katılmaya teşvik etti. Amerika'nın çevirdiği dolabın farkına varılamadı. Böylece fiili bir durum meydana getirildi."

Türkiye sahip çıkmadı

1959 katliamı olduğunda tıp son sınıftaydım. Haber aldık. Av. Enver Yakupoğlu ağabeyimizin başkanlığında Cağaloğlu'ndaki MTTB binasında basın açıklaması yapmak istedik. Dönemin iktidarı izin vermedi . Polis binayı bastı, bildirimizi aldı, katliamı basına yansıtmamızı engelledi. Türkiye kamuoyu katliamı gecikmeli ve eksik olarak öğrenebildi. O zamanlar Tv yoktu. Ankara radyosundan bir haber verildi ertesi günlerde, "Kerkükte müessif hadiseler yaşandı. İngiliz kolonisine bir şey olamadı" mealinde bir haber. Bu haber katliamdan daha çok incitti Kerküklüleri. Maalesef Türkiye'nin dış politasında ne Kerkük ne de diğer Türk toplulukları görülmedi ve bugünlere geldik. Türkiye'nin bugünkü durumda yapması gereken, Kerkük'ün nüfus yapısının bozulmasını engellemektir. Habur kapısı sıkı kontrol altına alınmalıdır. Habur ticareti Barzani'nin elindedir. Günde bir milyon dolar gelir elde ediyor buradan. İşin bir diğer ilginç tarafı, Habur'dan Kuzey Kıbrıs'tan gelen narenciye girememekte, Rum tarafından gelen narenciye girmektedir. Habur ya kapatılmalı ya sıkı kontrol altına alınmalı. Ayrıca Telafer'in Ovacık Köy'ünden ikinci bir kapı daha açılmalıdır. İncirlik üssünün de sıkı kontrolü yapılmalı.

Çünkü Kuzey Irak'a bu üsten yardımlar havayoluyla gitmektedir. Bence hemen yapılması gerekenler bunlar.

 

Yorum (32) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/8/2006 - IRAK'TA TURKMENLERIN DURUMU

 

 

Osmanlı kuvvetleri Musul ve çevresini elde tutabilmek için olağanüstü bir direniş gösterdiler ve bunda da başarılı oldular. Ancak savaştan sonra İngilizlerin baskısı ve İstanbul Hükümeti'nin emriyle Musul'u terk edip Nusaybin'e kadar çekildiler.

Osmanlı'nın Musul vilayetinin İngiltere tarafından haksız bir biçimde Türkiye'den alınması, Türkmenlerin Anadolu'dan kopmalarıyla sonuçlanmıştır. Bunun sonucunda giderek daha fazla Arap milliyetçiliği temelinde tanımlanan bir ülkede azınlık durumuna düşmüşlerdir.


Türkmenler, Kerkük'te nüfus açısından önemli bir paya sahiptir.
Resimlerde Kerkük Kalesi görülüyor
.

Türkmenlere karşı Irak devletinin tavrı zaman içinde değişikliğe uğramış ve istikrarsız bir seyir izlemiştir. 1925'te ilan edilen anayasada hiçbir etnik gruptan söz edilmediği gibi Türkmenlerden de söz edilmemiştir. Ancak 1932'de Irak devletinin İngiliz mandasından çıkarak bağımsızlığını kazandığı günlerde Irak'ın Milletler Cemiyeti'ne verdiği beyannamede; Irak Türkmenlerinin haklarının korunacağı, varlıklarının tanınacağı, kendi dillerinde eğitim yapmalarına izin verileceği, Türk dilinin Türk bölgelerinde resmi dil olmasının ötesinde, bu bölgelerde görev yapacak memurların mümkün olduğunca Türk kökenli olacağı konularında güvenceler verilmiştir. Çeşitli değişiklikler geçiren bu anayasa, krallık rejiminin yıkılması ve cumhuriyetin kurulması ile yerini 1958 Anayasası'na bırakmıştır. Yeni anayasa Irak'ı bir yandan Arap anavatanının bir parçası, diğer yandan ise Arapların ve Kürtlerin vatanı olarak gösterirken anayasada Türkmenlerden söz edilmemiştir.


Ortadoğu asırlar boyu devam eden bir istikrar, barış ve huzur dönemi yaşamıştır. Bölgede huzursuzluklar, çatışmalar ve baskılar ise, Osmanlı yönetiminin yıkılmasının ardından başlamıştır. Dünya basınının en önde gelen gazete ve dergilerinde de bu gerçeği doğrulayan haberlere rastlamak mümkündür.

Irak'ta 1925 yılında çıkan ilk anayasa Kürtçe, Arapça ve Türkçe olarak basılmıştır. 1950 yılında hükümet, okullarda Türkçe dilinin kullanılmasını azaltmaya başlamıştır. Daha sonra 24 Ocak 1970 tarihinde resmi bir kanunla ilkokulda Türkçe eğitim yapma kararı aldıktan bir yıl sonra aynı hükümet, aynı kararı yok sayıp okulları kapatarak Türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.

                                       Musul'dan Görüntüler

Türkmenlerin en kötü dönemi ise, Irak halkının diğer unsurları için de son derece korkunç bir devir olan Baas iktidarıdır. Saddam Hüseyin'in kanlı rejimi ile özdeşleşen bu iktidar boyunca Türkmenler büyük baskılara maruz kalmıştır. Bazı liderler tutuklanıp yargılanmış ya da suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti devamlı olarak Türkmen nüfusunu azaltmaya çalışmıştır.


Kerkük'ten bir görünüş

 Dolayısıyla şimdiye kadar Türkmen nüfusunu tespit eden tarafsız bir sayım yapılmamıştır. 1957 yılında yapılıp sonuçları 1959'da açıklanan sayımda Irak'taki Türkmenlerin sayısı yaklaşık 567.000 kişi olarak tespit edilmiştir. Bu, tüm Irak nüfusunun yaklaşık %10'unu oluşturmaktadır. Ama Irak Hükümeti her türlü yolu deneyerek bu gerçeği saklamaya çalışmıştır.



Dicle nehri kenarına kurulmuş olan Musul'dan bir görünüş
(Eski iç kale yapıları)

NOT: BU YAZI BILIM VE ARASTIRMA VAKFI'NIN WEB SITESINDEN ALINMISTIR...

http://www.bilimarastirmavakfi.com 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

irak ta yaşayan turkmen halkinin tanitimi yaşamlari ile ilgili bilgiler ile turkmenlerden haberler
web site traffic statistics
frontpage hit counter

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta
Blog RSS
Arkadaşlarım
NEY DINLEMEK ICIN TIKLA
BEYAZ RENKLER
CANLI TV
ERBIL VAKFI
OZBEKISTAN
KERKUK DESTANI
KERKUK FENERI
TURKMEN SESI
KERKUKNAME
YANARKENT
KERKUK VAKFI
TURKMEN TIMES
IRAQI TURKMEN
IRAQIYOON
TURKMENYOLU
TURKMEN SEDASI
TANIS TURKMEN

Kategoriler

Arkadaşlar

ismailkorpe
ahmetdursun374
h2so4
katre nil
hatto
blogekle
birdemetyasemen
muallimden
arstekin
pardus007
mehparen
gazikemal
anadoluhaber
namikkemalakay
secimim
paratoner
cumhuriyethalkpartisi
ahmetyazar
fuadyusufoglu
islamneguzel
hasretim82
karayagiz
ustaplan
birhayvansever
pelincee
hizmetnimettir
sevdayurdu
tmucuk
nihatgenc
lazkopatmehmet
acilarinkizi
diasisrun
Image Hosted by ImageShack.us
Free Image Hosting at www.ImageShack.us
Free Image Hosting at www.ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |